Hangisini sonuçlandırmak daha zordur?
Aslında fotoğrafınki daha zordur ama şu sıralar ortada görünen, kompozisyon
tamamlamanın, özellikli de anlamlı tamamlamanın insanlar için daha zor olduğu.
Üniversite 1 öğrencilerini alın, bir odaya kapatın, o 1 sayfalık
kompozisyonu birkaç saatta yazamazlar. Sınav atmosferinin stresini oluşturmadan bile, yazamadıklarına bizzat
tanığım ve bu tanıklık, internetsel dil
yıkımı yaşanmadan önceydi.
Konunun başka bir yönü daha var: Şu anda belki 1 milyar kişi yüzlerce
fotoğraf çekmiş durumda ama 1 milyar kişi 10 tane kompozisyon yazmış durumda
değil.
İşin diğer bir yönü:
Metinsel kompozisyon da, bir bütünlüktür, bir örüntüdür, fotoğraftaki
kompozisyon da, bir anlamsal derlemedir, bütünleştirmedir. (Müziksel
kompozisyon da öyledir ama o konumuz dışında kalmakta.)
Metinsel kompozisyon, sözdilini kullanır. Fotoğrafsal kompozisyon görsel
dili kullanır.
Yalnızca görsel dili kullanan yağlıboya resim de, grafik de onu kullanır
ama farklı biçimlerde ve kompozisyonlarda.
Yani, ‘karşılaştır ve karşıtlaştır’ yapabileceğimiz 2 farklı vektör momenti
vardır.
3 paragraflık bir günce-kompozisyon örneği (paragraf sırası, 1., 2.0, (2.1,
2.2,) 3 biçiminde):
“02.03.13, 09:40.
OTONOM YARATI ve HENÜZ TANIMLANMAMIŞ ACI
2 gece üstüste, rüyada 2 tanım yapmışım: ‘Otonom yaratı’ ve ‘henüz
tanımlanmamış Acı.’
Otonom yaratı 2 anlamlı: Senin öznenden ve nesnenden bağımsız yaratı demek:
Öznenden bağımsız demek, sen istemesen de, engel
olmaya çalışsan da, onu yaratıyorsun demek.
Nesnende bağımsız demek, Aristo tanımları gibi, bu
tanımında senin metinlerinden ayrı yaşayacak olması demek.
Henüz tanımlanmamış Acı, senin bile tanımlamadığın Acı(’lar) demek.” (Günceden bir parça.)
Fotoğrafsal kompozisyon ise, 2001 tarihli 1 otoportre ki onun için de
ayrıca böyle ‘giriş, gelişme, sonuç’ akışlı bir kompozisyon yazılabilir.
(Sakal; nasıl uzatıldı, keyfi çıkarıldı ve kesildi gibi.)
Tuhaf bir biçimde, aradaki 12 yıla karşın, ikisi üstsüte çakışıyor:
Otoportre otonom bir yaratı (çünkü yerine, zamanına, yakalamak istediğin
duygu durumuna, tümüyle sen karar veriyorsun).
Otoportrede henüz tanımlanmamış bir Acı var. Adı hala henüz konmadı ama bu metnin yazıldığı anda o Acı
tanımlanmıştı (sezgide mevcuttu).
Fotoğraftaki Tatar sakallı benin, onlu ve yirmili yaşlarını neredeyse köse
olarak geçirmiş bir benin, 35-40 yaş arasındaki aşırı kafein tüketimiyle olması
kuvvetle muhtemel bir biçimde, böyle bir karış sakallı olabilmesinin öyküsüdür:
Kendindeki bir eksikliğin telafisinin
öyküsüdür.
Aynı zamanda, hayranı olduğum Uzakdoğu Asya dövüş filmlerindeki aynı
sakallı amcalara benzeme isteğinin bilinçaltı doyumu ve tezahürü de olabilir bu
edim.
Aynı zamanda, ‘bu bir imaj değildir’in fiilen ve kendi bünyende bir
dilegetirimidir.
Tüm bunlar; mültimedyanın, çapraz medyanın, farklı duyu-dillerin ve farklı
sanat-karmaşık dillerinin açılımını gösterebilmek için. Bu 2 farklı sanat
dalındaki kompozisyon formatlarını ‘karşılaştır ve karşıtlaştır’ biçiminde
irdeleme çabası da, çapraz medya
konusuna henüz yapılmamış katkılar yapabilmek için.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder